PEKMEZ AKILLI

  • Yazının Tarihi: 16 Mayıs 2015
  • Yazar:
  • Yazarın bu yazısı 2527 defa okundu.
  • Bu Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

PEKMEZ AKILLI
Çok eskiden, bir gün adamın biri bana, “nerelisin” diye sordu. Ben de Kırşehir’iyim diye cevap veridim, adam da, “pekmez akıllıyım desene” deyince, şaşırdım, bozuntuya vermedim, bu espri lafın arasında kaynadı gitti. Ama bu sözü hiç duymadığım için, kafama takıldı; acaba lehimize mi, aleyhimize mi diye düşünmeye ve hemşerilere sorup araştırmaya başladım. Hemşeriler şu iki yorumu anlattılar:
KIRKKÜLTÜR dergimizde daha önceki sayılarında yayınlanmışsa da, benim gibi okumaya fırsat bulamayanlar için yineliyorum.
Birinci yorum: Kırşehir’linin birinin bir depremde evi yıkılır (bazıları 1938 Akpınar depremine yorumlar). “Uçuntular” (yıkıntılar) arasında sağ kurtulurlar. Karısına kocası telaşla der ki, “aman avrat pekmez cerenini kurtar, çıkar”. Yani altın öteki kıymetli şeyleri dururken, pekmezi kurtarma isteğini duyanlar, aleyhimizde Kırşehir’lileri gırgıra, alaya almak için bunu söyleye gelmişler. Çok yanlış, altın o an ekmekle yenmez ki…
Hemşerimizin pekmezi kurtarma heyecanın çok iyi anlamak gerekir. Pekmez onun çoluğunun çocuğunun rızkıdır; kendi bağının emeğinin ürünüdür, alın teridir, neden heder olsun. Kırsal kesimin ortasında nice kıtlık yokluk görmüş, onun için yanık bozlaklar bağrından çıkmıştır. Sonra en iyi besin, kalori verir, içinde fosfor var gözleri kuvvetlendirir. En iyi reçelden de iyidir, kan yapar.
İkinci yorum: Bir kış günü Kırşehir’li hemşerimiz, o zamanki adı ile “Hergele Meydanı”nda (affedersiniz, daha sonra İtfaiye Meydanı’nda ) şimdiki adı ile Opera Meydanı’nda pekmez satarmış. Oradan bir adam evine büyük birkaç parça cam götürürmüş, ancak cam o yana kayar, bu yana kayar adama zorluk çıkarırmış. Pekmez satmaya çalışan bizim Kırşehir’li, “hemşerim o cam öyle gitmez, şurdan iki kilo pekmez al, sana söyleyim” demiş. Cam götüren iki kilo pekmez aldıktan sonra, pekmezci hemşerimiz, “camların arasına, parmağınla birkaç yerine köşelerine pekmez sür rahat götürürsün” demiş. Adam rahatça camı evine götürmüş, gel gör ki, camları evinde birbirinden ayıramaz. Tekrar bizim pekmezciye gelir durumu anlatır. Uyanık hemşerimiz de,”şurdan iki kilo pekmez al da kolayını söyleyim” demiş. İki kilo daha pekmez alan adama,”camların arasına sıcak su dök hemen ayrılır” demiş. İşte hemşerimizin pratik zekâsına, uyanıklığına karşılık olarak, “pekmez akıllı” demişler.
Pekmezi küçümsememek gerekir. Birçok diyet uzmanı, kansızlara, zayıflara, bazı hastalara pekmez yemeyi önerirler. Pekmez üstüne deyimler de söylenir.”Pekmez gibi malın olsun Antakya’dan sinek gelir”. “Pekmezi küpten, kadını kökten al”. “Pekmez aldık bal çıktı”, “balcıya pekmez saılmaz” vb. Halk ozanlarından Mevci de şu dizeleri ile pekmezi ebedileştirir:

“İl kapusun kakma savsaya vurma,
Talh dirliğine ağular karma,
Dinle hey arkadaş bıyığını burma,
Pekmez uman zehir tadar-demişler”
…………….
Pekmezi ile meşhur bir Gaziantep tekerlemesi de şöyle der: “Dülükbabadan halledim/Kaşık sapıyla belledim/ Halebe pekmez yolladım/Nesine benim bağlarım.”
En iyi besin olan pekmez çoğunlukla üzümden yapılır. Çeşitli yörelerde, bazen dut, armut, erik vb gibi bazı meyvelerden de yapılır.
Bu topraklar üzerinde 4000 yıl önce krallara üzüm sunulan taş heykeller halen durmakta. Demek ki üzüm ve üzümden elde edilen pekmez, şarap vb gıdalar binlerce yıl bilinmekte.
Bizim de köyümüzde bağlarımız vardı. Kamyon dolusu üzüm, yüzlere varan teneke pekmez satardık. Pekmez ve üzümden elde edilen ürünleri bir yana bırakıp, anamın nasıl pekmez sattığını, bir pekmez alıcısının anamı nasıl kandırdığının öyküsünü anlatmak istiyorum.
On beş yıl önceye kadar bağlarımızın üzümlerini, pekmezini her yıl azalan oranda bakar değerlendirirdik.
ANAMIN PEKMEZİ: Yıllar önce köyümüze Osman adlı bir pekmez alıcı gelir. Evleri dolaşarak pekmezlerin örneklerini inceleyip pazarlık yapar ve pekmezleri alırdı. Bir pekmez alıcısı anamın pekmezine bakmaya gelir. Pekmez alıcısı pekmezi beğenir, ancak pekmezi nasıl ucuza kapatacağının hesabını yapmaktadır; pazarlık yapılır. Pekmez alıcısı anamdan içmek için bir bardak su ister. Anam su getirmek için ayrılınca, Pekmezci Osman cebinden çıkardığı bir fare ölüsünü veya fare ölüsüne benzer bir et parçasını pekmez kazanına atar. Osman, kepçe ile kaliteyi kontrol için güya karıştırırken pekmezden ölü fareyi çıkarır. Osman, “anam ben bu pekmezi alamam bak içinden fare çıktı.
Anam ihtiyaçları için bir an önce pekmezi satma, Osman’da zavallı dul anamın elinden çok ucuza alma çabası içindediler. Komşular bunu duyar da dedikodu yaparlar diye, anam, “vay meret ağzı da kapalı idi, nasıl girmiş bu sıçan pekmezin içine” diyerek hayıflanmaya başlar. “Gardaşım sen bu pekmezi kaça alın” diye söyleyince, Pekmezci Osman, özene bezene kaynattığı tertemiz pekmezini anamın elinden yok pahasına şeytanca bir planla güya satın alır. Üstelik anam, pekmezciye “pekmezimdim sıçan çıktığını aman kimseye söyleme” diye tembihler. Çünkü anam komşuların dedikodusundan korkmaktadır. Böylece anam sıçanlı pekmezi elinden çıkardığına, Pekmezci Osman da en iyi pekmezi kelepir aldığına sevinmektedirler.
Hafta sonu köye anamı ziyarete gittiğimde, pekmezi sattın mı ana, kaça sattın, diye sorduğumda, anam “iyi sattım oğul” diye söyleyip geçiştirdi. İyi etmişsin ana, ihtiyaçlarını görürsün dedim. Anamın pekmezi nasıl sattığını bilemezdim, gerçeği söylemedikçe.
O sıralar seçim vardı, sandık görevlisi olarak, pekmez olayını sonradan öğrendiğim Pekmezci Osman’ın bölgesine gönderildim. Sandık görevlileri akşamleyin muhtarın odasında toplanıp konuştuk, ağırlandık. Sohbet ilerledikçe, tanıyanların arkasından “fırıldak Osman” dedikleri pekmezci Osman, benim pekmez aldığı köyden olduğumu bilmeden, fare ölüsü ile dul bir kadından nasıl pekmez aldığını, ballandıra ballandıra anlattı. Anamın pekmezi olduğunu şüphelendim,”dişime daş değdi”; anama gittiğim gün, “inşallah pekmezinden fare müre çıkmamıştır, dediğimde, anam, “onu nerden duydun kim söyledi” diye bocaladı ve pekmezden fare çıktığını safça anlattı, ama ben dumura uğradım ve ona söyleyemedim gerçeği. Nerede bir pekmez görsem bu olayı anımsarım.
İnönü Mahallesi Kimyacılar Sitesi Cevat Kulaksız
22.Sokak No:32 Batıkent-ANKARA Emekli Öğretmen
0312 2518008 Cep: 05365238549
ckulaksizster@gmail.com

Pekmez akıllı
Genellikle Kırşehirliler için kullanılan sıfat. Bir iddiaya göre evi yanan Kırşehirli yanmakta olan evin içine dalmış ve bir pekmez küpünü kurtarmıştır. “Mal canın yongasıdır” düsturundan hareketle yaptığı bu davranış, civar kentlerde Kırşehirli hakkında bu sözün sıfat olarak kullanılmasına sebep olmuştur. Kırşehirlilerin bu sıfatı almasındaki nirengi noktası olayda ev mal mülk dolu iken sadece pekmez küpünün kurtarılmasıdır(Kaynak :http://sourtimes.org). Bu nedenle en kaliteli pekmezin de Kırşehir’den çıktığını söylenilebilir.

Kırşehir, pekmez üretim merkezlerinden biri. Üzümün yanı sıra armut ve elma gibi meyvelerden de pekmez yapılıyor. Toplanan üzümler şirahnede (üzümün çiğnendiği küçük havuz) çiğnenip şırası çıkarılıyor. Şıra kazanlara alınıp kaynatılıyor (Kaynama sırasında pekmez toprağı ilave edilir) ve süzülüyor. Eğlencelerle renklenen pekmez günlerinde çoğunlukla mantı ya da bol etli bulgur pilavı pişiyor kazanlarla. Pekmez çok olursa kadınlar köftür (köfter) ve cevizli sucuk da yapıyorlar. Köftür için pekmeze un ilave edilip pişiriliyor. Pelte kıvamına gelince tepsilere alınıp soğumaya bırakılıyor. Sertleşince baklava biçiminde kesilip nemsiz bir ortamda saklanıyor. Hem köftür, hem de ceviz sucuğu hevenklerde serin yerlerde saklanıp kışın yeniyor. Misafire üzümle birlikte ikram etme geleneği hâlâ sürüyor. Kedi batmaz, pekmezle yapılan bir tatlı çeşidi. Kuru yufkalar ufalanıp tepsiye alınıyor. Üzerine sıcak pekmez dökülüyor ve soğuk olarak servis yapılıyor. Pekmez yapılan her ilde olduğu gibi burada da Pelte hazırlanıyor. Un tereyağında kavruluyor. Biraz su, bir tutam tuz ve pekmez eklenip suyunu çekinceye kadar karıştırarak pişiriyorlar. Karışım tabaklara alınıp üzerine kızdırılmış tereyağı gezdiriliyor.(Kaynak www. Lezzet.com.tr)

Balcıya pekmez satılmaz

Anahtar Kelime:

Bu yazıya 3 Yorum Yapıldı.

  • ramazan atay
    20 Haziran 2015 10:26

    sayın hocam;sizin gibi çok kıymetli insanın köyümüzden çıkmasından gurur duyuyorum.yazılarınızı takip ediyorum.fikirlerinizden faydalanıyorum.ışıgımız olmaya lütfen devam edin.

  • Doğan Atay
    22 Haziran 2015 18:21

    Hoş geldin, geçmiş olsun ve de hayırlı olsun.

  • Cevat Kulaksız
    19 Şubat 2016 19:13

    Teşekkür ederim Ramazan Ataya Bey.
    Bundan böyle yazmış olduğum makale ve araştırma yazılarım Haber Güncel, dünya 48, yeni bin yıl adlı üç sitede yayınlanmakta. Okumak isteyen googleden ismimi yazdıktan sonra, sitenin ismini de yazarsanız, makalelerimi okuyabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

VEFAT HABERLERİ

TAKVİM

Haziran 2026
P S Ç P C C P
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930