Ziyaretçi Defteri
ESKİ ZİYARETÇİ DEFTERİMİZDEKİ İLETİLERİ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ
Bu yazıya 38 Yorum Yapıldı.
-
DERNEK YÖNETİMİ13 Nisan 2014 15:31Yurtdışında yaşayan gurbetçilerimizden Nafi oğlu Yusuf ATAY 11.04.2014 tarihinde vefat etmiştir. Cenazesi 15.04.2014 tarihinde öğle namazının ardından Ankara Karşıyaka Mezarlığı’na defnedilecektir.
Merhuma Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı dileriz.
-
Ramazan ATAY13 Nisan 2014 20:17Akrabam Yusuf ATAY ın vefatını Bitlis ilinde şark görevinde öğrendim. Tüm Ahmetkağların başı sağolsun. Mekanın Cennet olsun.ALLAH rahmet eylesin.
-
Cevat KULAKSIZ17 Nisan 2014 21:01Sevgili hemşerimiz Yusuf Atay’ın vefatını, Yelek Sitesinden, siteye geç bakmamla definden iki gün sonra öğrendim. Kendisine Tanrıdan rahmet, eş ve çocuklarına, tüm akrabalarına başsağlığı dilerim. Cevat Kulaksız
-
Cevat KULAKSIZ23 Nisan 2014 22:18Sevgili, rahmetli adaşım akrabam Cevat Kulaksız'ın eşi Türkan Hanım'ın vefatı nedeni ile kendisine Tanrıdan rahmet, çocuklarına baş sağlığı dilerim. İkisine de tekrar rahmet diliyorum. Cevat Kulaksız Emekli Öğretmen.
-
Ruhi SOYLAMIŞ25 Nisan 2014 07:24YENİ YÜZÜ İLE YAYIN HAYATINA BAŞLAYAN DERNEĞİMİZİN YENİ İNTERNET SAYFASININ HEMŞEHRİLERİMİZE HAYIRLI OLMASINI DİLERİM
-
Cevat Kulaksız28 Nisan 2014 19:45Epeydir dernek internet sayfamız aktif değildi. Şimdiki görünümü daha şık olmuş, beğendim. Ancak vefat eden hemşerilermiş ve öteki etkinlikler zamanında bildirilirse iyi olur, biz de zamanında öğrenmiş oluruz. Web sayfamızın hazırlanmasında emeği geçen arkadaşlara, Mahir Kulaksız’a ve öteki yönetimdeki arkadaşlara teşekkür eder, başarılar dilerim. Cevat Kulaksız
-
Mahir KULAKSIZ2 Mayıs 2014 21:33Sevgili Cevat hocam ilginiz için çok teşekkür ediyorum. Vefat ve diğer etkinlik haberleri konusunda hemfikiriz. Sizin gibi biz de memleketten uzak olduğumuz için haberleri sıcağı sıcağına alamıyoruz. Zamanında haberdar olsak bile bazen kişisel meşguliyetimizden dolayı gecikmeli paylaşabiliyoruz haberleri. Köydeki hemşehrilerimiz bizi haberdar etme konusunda daha hassas olurlarsa eminim ki bu ve Almanya’daki derneğimizin sitesi gerçek misyonunu yerine getirmiş olacaktır. Sevgi ve hürmetle ellerinizden öpüyorum.
-
Cevat Kulaksız22 Mayıs 2014 11:09HEMŞERİMİZ HAYDAR KULAKSIZ SAYIŞTAY ÜYESİ OLDU
Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü’nde müdür yardımcısı olarak çalışan Hemşerimiz Kaman’ın Yelek Kasabasından Hasan Kulaksız oğlu Haydar Kulaksız Sayıştay üyesi oldu.
TBMM inde yapılan seçimde beş üye ile birlikte, Maliye Bakanlığı meslek grupları kontenjanından seçilen öğrencim, akrabam Haydar Kulaksız’a bu yeni görevinde başarılar dilerim. Cevat Kulaksız -
elvan yesil1 Haziran 2014 13:46Bir savcili kurutlulu olarak yelekli haydar baskani kutluyorum basarilarinin devamini yuce allahtan niyaz ediyorum
-
Ruhi SOYLAMIŞ7 Haziran 2014 20:45KASABAMIZ HALKINDAN VEFAT EDEN HAKİME BAYBURT’A ALLAHTAN RAHMET DİLER GERİDE KALAN AİLESİ VE AKRABALARINA BAŞ SAĞLIĞI DİLERİM Ruhi SOYLAMIŞ
-
Cevat Kulaksız7 Haziran 2014 23:53Yelek Köyü’müzden Hayrettin Güzel ile Hakime Bayburt’un vefatları nedeniyle kendilerine Tanrıdan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilerim. Cevat Kulaksız
-
Cevat Kulaksız15 Haziran 2014 20:50BABALAR GÜNÜ ANISINA
“BİZ BU KUR’ANİ DİRİLERİ UYRAMAN İÇİN GÖNDERDİK”
“Rabbin sadece kendisine ibadet etmenizi ve anne-babanıza, Allah’ın sizi görmekte olduğu bilinci içinde, mümkün olan en iyi şekilde davranmanızı emretti. Eğer onlardan biri veya her ikisi yaşlanmış olarak yanınızda bulunuyorsa, sakın varlıklarından veya onlara hizmetten bıkkınlıkla kendilerine “of” diyecek ölçüde bile kötü söz söyleme! Onları azarlama ve daima onlara karşı tatlı dilli ve gönül alıcı ol!
Ey Rabbim! Annem ve babam nasıl beni küçükken merhametle terbiye edip yetiştirdiyseler şimdi, sen de onlara öyle merhamet et”.
-İsra süresi 23-24 ayetler-. -
Cevat Kulaksız11 Temmuz 2014 20:45Bütün hemşerilerimize hayırlı ramazanlar dilerim. Ölenlere rahmet, yaşayanlara selam ve hürmet dilerim, daha sonra hayırlı bayramlar dilerim. Allah tekrarını nasip etsin; tüm hemşerilerimize sağlık ve afiyet dilerim. Cevat Kulaksız
-
Cevat Kulaksız4 Eylül 2014 23:24Hemşerimiz, Yelek’ten Dursun Satılmış oğlu Oktay Satılmış (yeni adıyla Oktay Çağatay), Bahçe (Osmaniye)Kaymakamı iken, Gelibolu’ya kaymakam olarak atanmıştır. Hemşerimize yeni görevinde başarılar dilerim. Cevat Kulaksız
-
Cevat Kulaksız11 Eylül 2014 23:06Sevgili Hemşeriler,
Son çıkan bir yasa uygulamasına göre, Özel Halk otobüsleri ile uzak semtlere yolcu taşıyan Toplu Taşım Araçları 65 yaş üstü vatandaşları ücretsiz taşımak zorundadır. Özel halk otobüsleri bu yasa hükmünü uygulamak ve 65 yaş üstü vatandaşları ücretsiz taşımak istemiyorlar, direniyorlar; yaşlı vatandaşlara karşı söyleniyorlar.
Yasa açık, Özel Halk Otobüsleri ve uzak semtlere yolcu taşıyan Toplu Taşım Araçları 65 yaş üstü vatandaşları ücretsiz taşımak zorunda. Ankara B.Şehir Belediyesi maalesef bu konuda ilgisiz kalıyor.
Halk arasında deniliyor ki, “Toplu Taşım Araçlarının birçoğu Başkan Melih Gökçek’in oğlu Osman Gökçek’e ait olduğu için belediye ilgisiz kalıyor” diyorlar.
65 yaş üstü vatandaşlar binsinler özel halk otobüslerine, 65 yaş kartlarını göstersinler, para almaya çalışan özel halk otobüslerine para vermesinler; (yasa hükmüne göre karta da gerek yok, kimlik de yeterli deniliyor) “kanunen ücretsiz taşımak zorundasın” desinler. Saygısız bir tacizle karşılaşırlarsa, tatsız bir durum olur ve engellenirse, hiç tartışmaya girmeden plaka ile birlikte, tarih, saat, güzergah, durak bilgileri ile hemen valiliğe şikâyet etsinler. Bu yasa Türkiye’nin her yerinde geçerlidir.
Yasa hükmüne göre, oranın mülkü amirince o halk otobüsüne tam biletin 50 katı ceza yazılıyor. Ben bizzat bunu uygulattım. 65 yaş üstü vatandaşlar yılmasınlar, şikâyet etsinler, ceza yazdırsınlar, böylece kurumsallaşır. Bu yasa Türkiye’nin her yanında geçerli, İstanbul, İzmir, Antalya gibi sahil şehirlerde yoğun olarak kullanılıyor. Ankara’ya veya başka bir ile gittiğiniz zaman, o şehirdeki özel halk otobüslerine binsinler ve ücret vermesinler.
Bu yasa hükmüne göre, banliyö trenleri, şehir hatları vapurları ve tüm resmi müzelere giriş 65 yaş üstü vatandaşlara ücretsiz. Şehirlerarası trenlerde yüzde elli indirimlidir.
Diyeceksiniz, “neden paralı halk otobüsünde ücretsiz”? Çünkü o araçlar kamunun yolundan, durağından ve çeşitli imkânlarından yararlanıp belediye ile sözleşme yaparak para kazanıyorlar; başka bir otobüs neden o hatta girip para kazanamıyor? Onun için 65 yaş üstü vatandaşlar bu hakkı kullansınlar.
Not: Bu konuda isteyenlere yasa, yönetmelik ve ilgili uygulamaları e-posta ile gönderebilirim.
Selamlar
Cevat Kulaksız e-posta: ckulaksizster@gmail.com.tr -
Cevat Kulaksız20 Eylül 2014 20:42Arkadalar,
1-Kaman Belediyesi sitesinde aşağıdaki gibi bir ilan okudum. Böyle biri varmıydı Yelek’te,kim bu tanıyan var mı? İlan şöyle:
Hacı Bayram ORHAN – Vefat : 21 Haziran 2014
Yelek Köyünden Halil Oğlu Hacı Bayram ORHAN Vefat Etmiştir. Merhuma ALLAH’tan Rahmet Ailesi Ve Yakınlarına Başsağlığı Dilerim. Erhan TALU
2-Batıkent Metrosunda, Yelek’li olduğunu, adının Mehmet Güzel olduğunu söyleyen 70 yaşında 180 boyunda hafifi sarışın bir adamla tesadüfen tanıştım, şaşırdım, çünkü ilk kez görmüştüm. Mesa’da oturuyormuş. Hepinize selam Cevat Kulaksız -
Mahir KULAKSIZ28 Eylül 2014 00:47Sevgili Cevat hocam, birinci konu ile ilgili bağlantı: http://yelekdernegi.net/tr/haci-bayram-orman-vefat-etti/ Kendisi, şehidimiz Aziz ORMAN’ın babasıdır.
-
Cevat Kulaksız1 Ekim 2014 19:20Teşekkürler Mahir’ciğim, Orman soyadını Kaman Sitesinde Orhan olarak yazılınca yanıldım. Allah rahmet eylesin, yakınlarına baş sağlığı diliyorum. Cevat Kulaksız
-
ÖMER MARAŞ9 Ekim 2014 17:00Köyümüzde bu yıl içinde hakkın rahmetine kavuşanlara Cenab’i Allah’tan rahmet diler mekanları Cennet’i Ala olsun. Yakınlarına Başşağlığı dilerim.
-
Ruhi SOYLAMIŞ8 Aralık 2014 22:33KASABAMIZ HALKINDAN ALLAH’IN RAHMETİNE KAVUŞAN HEMŞEHRİLERİME ALLAH’TAN RAHMET DİLER GERİDE KALAN EŞ DOST VE AKRABALARINA BAŞ SAĞLIĞI DİLERİM Ruhi SOYLAMIŞ
-
Cevat Kulaksız21 Aralık 2014 20:46ZEHİRLENMEKTEN İKİ KEZ KURTULDUM
70 Yıllık yaşamımda iki kez karbondioksit zehirlenmesinden kurtuldum ve ölümden döndüm.
Birinci zehirlenmem, son zehirlendiğim 16 Aralık 2014 den tam elli yıl önce öğretmen olarak tayin olduğum Diyarbakır-Silvan ilçesinde olmuştu. Bir kış günü, yeni göreve başladığım Diyarbakır ili Silvan İlçesi Gökçetevek köyünden Silvan’a gitmiştim. İşimi bitiremediğimden ilçede kalmıştım, geceyi de o zamanları ilçenin tek otelinde yatmam gerekti. Mevsim kış, hava da soğuk olduğu için, otele bakan yaşlıca birisi, otelde soba da olmadığından “müşteriler üşümesin” diye yattığım odaya meşe kömürü yanan mangalı getirip koymuştu. Biz uyumağa dalınca mangal ateşi odadaki oksijeni bitirmeğe başlayınca, oluşan karbondioksit gazı, sabaha yakın saatlerde beni zehirlemiş, yarı baygın bir halde sabahleyin beni Silvan Devlet Hastahanesine götürmüşler. Doktorun müdahalesi ile kurtulmuştum. Böylece kefeni birinci kez yırtmış oldum.
İkinci zehirlenmem de, birincisinde tam elli yıl sonra, emekli olarak yaşadığım Ankara-Batıkent’de 16.12.2014 de oldu.
Eşim Gülhan, büyük oğlum Celil Cüneyt’in yaşadığı İzmir’e gezmeğe gitmiş, ben de köpeğim Badi ile evde yalnız kalıyordum.
Daha önceki günlerde evde otururken, evde günlerce devam eden sigara kokusuna veya yanık kokusuna benzer burnumu, genzimi yakan, rahatsız eden bir koku alıyordum. Eşim Gülhan da, zaman zaman gizlice sigara içtiği için, evdeki bu kokuyu onun sigara içtiğine yorumluyordum ve onunla evde sigara içiyorsun, ben rahatsız oluyorum, diyerek ikaz ederek münakaşalar ediyorduk. Oysa o yeminler ediyor, evde sigara içmediğini söylüyordu. Ben buna bir türlü sigara içmediğine inanmıyordum ve evdeki sigara içiyorsun, “içmiyorum” münakaşaları devem edip gidiyordu.
Oturduğumuz ev dubleks olup doğalgazlı ve kombi ile ısınıyordu. Gülhan İzmir’e Cüneyt’in yanına gezmeğe gittiği sırada, evde oluşan bu yakıcı kokunun kombiden kaynaklandığını düşünerek ona yöneldim. Kombi ise 24 yıllık olup oldukça eski olduğundan bu giden yaz değiştiremedik, önümüzdeki yaz aylarında mutlaka değiştirmeyi planlıyorduk ve Allah’a dua ediyorduk ki, kışın ortasında kombide bir sorun oluşmasın diyorduk. Ama korktuğumuz başımıza geldi, kombi yaptığını yaptı, beni zehirledi.
Şöyle bir test yapmak istedim. Kombiyi 24 saat kapattım, evde hissetmekte olduğum koku yoktu; kombiyi açtım ve 24 saat gözledim koku gelmeğe başladı. Anladım ki sorun kombiden oluşmakta. Böylece Gülhan’la da boşuna münakaşa ettiğimi anladım ve üzüldüm.
Kombiyi durdurup kombinin kapağını açtım, temizdi. Yağmurun da yağdığı o gün çatıya çıkarak bacayı temizledim, baca temizdi. Acaba, kombiyi bacaya bağlayan alüminyum boru mu delik yoksa diyerek, bu boruyu değiştirdim, etrafını, bağlantı yerlerini alüminyum bant la bantladım. Kombinin üstünü inceledim, bacaya çıkan borunun etrafı çürümüş, delik delik olmuştu. Hemen bütün delikleri alüminyum bantla kapattım. Oysa sonradan öğrendim ki, kombinin iç yan saçları da çürümüş ve delik delik olmuş. Herhalde kombide sorun kalmadı diye düşünerek geceleyin kombiyi yakıp yattım. Her şeye rağmen yattığım odanın penceresini de gece 01 e kadar yarı açık bıraktım.
Ertesi günü, 16 Aralık 2014 günü sabahın ilk saatlerinde uyanır gibi oldum başım dönüyor, yatakta yıkılacak gibi oluyorum. Anladım ki zehirleniyorum, güç bela sürüne sürüne yattığım odanın penceresini açtım, sürüne sürüne dış kapıları açtım, kombiyi sıfıra aldım. Boynumda naylon iple bağlı telefonumu yanımda taşıyordum. Güç bela karşı komşu Sefa Bey’in telefonundan, Sefa bey ben zehirleniyorum galiba hemen gel, dedim. Her yanım titreme başladı, gözlerim kararıyordu, yatağın yanına düştüm uzandım.
Karşı Komşu Sefa geldi, benim dişlerim kilitleniyor, başım dönüyordu. Hemen Sefa Bey 112 Acil servisi ara ben kötüyüm diyebildim. O 112 yi arayınca, “hastayı hemen dışarı çıkarın” demişler. Sefa beni sürükleyi sürükleyi dışarı çıkarıp kameriyenin altına yatırmış. Yan komşum Orhan Bey’i de arayıp getirdi. Aramalarıyla beş veya on dakika içinde ambülans gelmiş. Beni sedye ile ambülansa almışlar, ambülansın içinde ben çırpınıyormuşum, kan almışlar, oksijen vermişler. O halde en yakın Yenimahalle Devlet Hastahanesi götürmüşler. Orada serum, oksijen, iğne gibi işlemlerle ayılmağa başladım. Durmadan sapsarı safran dedikleri nesneyi kusuyordum. Yarı baygın halde iken yanımdaki komşu Sefa Bey’den boynuma asılı telefonumla Polatlı’da görevli Oğlum Ümit’i, gelinim Semra’yı aramasını istedim. Onlar bir saat kadar sonra geldiler. Doktorun önerisi ile bazı tetikler yapıldı. Ben ayıldım ama başımı tutamıyorum, başım dönüyordu. Bu arada İzmir’de oğlum C.Cüneyt ve Gülhan olayı, hastanede acilde yattığımı duyunca, normal olarak 18 Aralıkta uçakla gelecekleri yerde, bileti de yakarak hemen uçaktan aynı günü yer bulup o gün geldiler. Acil serviste tetkik ve muayenelerde, kimi doktor “gazdan zehirlenme” kimisi de “değil” diyordu. Kulağımdan bilmem ne denge organında rahatsızlık söyleyerek KBB o gönderdi. Orda muayene oldum, doktor bir şey olmadığını söyleyerek gönderdi. Öğleden sonra, kendimi artık iyi hissettiğimden eve gönderdiler. Akşamüzeri Gülhan ve C.Cüneyt de geldiler. Gazdan zehirlenmem kesinleşince, hemen yeni hermatik kombi aldılar. C. Cüneyt ertesi günü gece 24 de otobüsle İzmir’e yollandı.
17 Aralık günü gecesinin sabahında aynı zehirlenme belirtileri olunca tekrar ambülansla aynı hastahaneye götürdüler. Aynı tetkikler yapılarak eve geldim. Başım sürekli ağrısa da, artık iyileşmiştim. Gülhan’a evin her köşesini sanki süpürüyormuş gibi havayı süpürttüm, evdeki biriken karbondioksit gazları böylece uzaklaşmış oluyordu.
Ayrıca 16 Aralık günü öğleden sonra Alo 187 yi arayıp durumu bildirdik, hemen yetkili doğalgaz memuru gelip elindeki gaz dedektörü ile kombiyi, gaz borularını kontrol etti. Kombiyi çalıştırıp kontrol ölçümlerinde kombinin evin içine müthiş karbondioksit gazı verdiğini bana göstererek tespit etti. Saatten gelen gaz borusun da da çok az da olsa doğal gaz kaçağı olduğunu tespit edilince şaşıp kaldım. Çünkü 25 yıl önce yapıldığından bu tarafa gaz borusu doğalgaz kaçırıyormuş evin içine… Doğalgaz görevlisi tutanak tutup bütün kaçakları tespit ettiği yerlerin resimlerini de çekerek kombiyi ve sayacı kapatıp mühürledi.
Hemen tesisatçı ile temasa geçerek buz gibi soğuyan evin kombi ve tesisatının değiştirmeye karar verdik. Allah’a çok şükür böylece kombi gazı zehirlenmesinden dolayı, ölümden döndüm, amiyane ağızla “kefeni yırtmış” olduk. Çünkü ziyaretime gelen komşular öyle diyerek espri yapıyorlardı.
Yazının başında iki kez dedim ama iki gün üste olunca böylece üç kez zehirlenerek ölüm tehlikesinden kurtulmuş oldum. Ama bu yazıyı yazdığım 21.12.14 ye kadar baş dönmesi devam ediyordu. Çünkü vücut gereksiz karbondioksit yani zehirli gaz almış, bunun “vücuda etkisi haftalar sürer, bir ayda geçer” diyorlardı.
Sonuç olarak, bu son kombi zehirlenmesinden dolayı, ben Allah’a şükrederken, okuyuculara özellikle uyarıda bulunmak istiyorum. Evinizdeki kombi eski ve yıpranmış ise, lütfen hemen değiştirin. Çünkü hiç şakası yok, sonunda ölüm tehlikesi var. Sağlık her şeyden önemlidir. Çünkü Kanuni Sultan Süleyman’ın dediği gibi:
“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” . Yani “bir nefes sağlık kadar cihanda bir devlet olamaz”.
Yüce Peygamberimiz de “İman müstesna, hiçbir kişiye sıhhatten daha hayırlı bir nimet verilmemiştir” diye buyurmuştur.
Cevat Kulaksız ckulaksizster@gmail.com.tr -
Cevat Kulaksız21 Aralık 2014 21:06Sayın Kozan ailesi; öğretmenim Osman Kozan’ın eşi Ümüş Kozan’ın vefatı nedeni ile rahmetliye Allah’tan rahmet dilerken tüm Kozan ailesine başsağlığı dilerim. Emekli Öğretmen Cevat Kulaksız
-
tezcan atay9 Ocak 2015 23:26Öncelikle Cevat Kulaksız Hocamıza Geçmiş Olsun Dileklerimi İletmek İsterim. Köyümüzün Yetiştirdiği Güzide İnsanlardan ve de Bizim Bugünlere Gelmemize Vesile Olanlardandır. Kendilerine ve Tüm Sevenlerine Tekrar Geçmiş Olsun. Allah Hayırlı, Sağlıklı, Uzun Ömürler Versin. Saygılarımla…
-
Hanifi MARAS12 Ocak 2015 02:40öncelikle cevat hoca geçmiş olsun dileklerimi iletirim her insanın başına gelebilecek gaz zehirlenmesi olayına üzüldüm öncelikle bir yanlış bilgi düzeltmek isterim doğalgazın yanması sonucu çıkan gaz karbondioksitgazi zehirsiz bir gazdır doğalgaz içerisinde yanma sonucu insanları zehirleyen karbonmonoksit gazı bulunmaz ancak hermetik olmayan balcalı bacalı doğalgaz sistemlerinde yanmanın meydana gelmesi için gerekli olan havayı yani oksijeni kapalı ortam olan mutfaklarda ve diğer odalardan tüketir doğalgazın yanması için 1 metreküp doğalgaz için 10 metreküp hava tüketim yapar bu da içerdeki havayı tükettiği için baş ağrısına sebep olur hermetik sistemlerde dışardan alır için dışardan alır yanma için gerekli oksijeni ve yanlış kazıda yine dışarıya verir lpg yani tüpgaz karbonmonoksit gazı ortaya çıkartır buda zehirleyicidir ayrıca tüp gazın yanması sonucu 20 metre küplük bir hava tüketim mektedir yani 1 metreküp week pc için lpg için 20 metreküp oksijen tüketilir vücut için gerekli olan oksijeni tükettiğinden baş ağrısı ve beyin ve doğru çalışmamasına neden olur vücuda yeterli oksijen gitmediği için boğulmalar meydana gelir muhtemelen sayın hocam sizin evinizdeki balcalı kombi pencerelerin yalıtımı iyi olduğu için ve ayrıca duvarlarda herhangi bir dış hava giremediğinden sadece içerdeki havayı tükettin içerde oksijen azlığı ve dolayısıyla vücut için gerekli olan oksijenin azaldığı sebebiyle 1 boğulma meydana gelmiş tesisatın sıkıntı yapmasınsızıntı yapmış olması ortamdaki oksijen mi doğalgazın bileşik oluşturması sonucu yine oksijen az 60 olmasıdırsonuç olarak doğalgazın yanması sonucu bir zehirlenme meydana gelmez ancak gaz kaçağı sebebiyle boğulma meydana gelir tekrar geçmiş olsun
-
Doğan Atay29 Ocak 2015 07:34Nazir Hocamın vefatına üzüldüm. Allah kendisine gani gani rahme eylesin..
-
Cevat Kulaksız2 Şubat 2015 19:17TEŞEKKÜR, VEFAT VE DÜZELTME
1-Kombi zehirlenmesinden zehirlenmem için geçmiş olsun dileklerini ileten sevgili hemşerilerime candan teşekkür ederim.
2-Sevgili Hemşerimiz meslektaşım Hanifi Maraş, kombi zehirlenmem için geçmiş olsun derken (kendisine çok teşekkür ederim), şöyle demekte: “Öncelikle bir yanlış bilgi düzeltmek isterim doğalgazın yanması sonucu çıkan gaz karbondioksitgazi zehirsiz bir gazdır doğalgaz içerisinde yanma sonucu insanları zehirleyen karbonmonoksit gazı bulunmaz”.
Arkadaşlar, Karbondioksit (Co2)ve karbonmonoksit (CO) gazı kesinlikle zehirli ve artan yoğunlukta insanı öldürür.
Kimyada iki çeşit yanma vardır. 1-Yavaş Yanma (demirin pslanması), 2-Isı ve ışık vererek yanma (eksoz gazı, her türlü sıvı ve katı yakıtların yanması sonucu oluşan karbondioksit ve karbonmonoksit). Bunlar kesinlikle zehirli ve insanı öldürür.
Bütün ısı ve ışık veren yanmalardan ile bütün bitkiler geceleri fotosentez sonucu oksijen alır karbondioksit verir; gündüzleri tersini yapar, karbondioksit alır karbondioksit verir.
“Karbonmonoksit öldürme potansiyeli olan; renksiz, kokusuz, tatsız, bu nedenle fark edilmesi zor bir gazdır. Bu özelliklerinden ötürü sessiz katil adını almıştır”.
Doğalgaz genel olarak zehirlenmeler Karbonmonoksit (CO)’e bağlıdır. CO kandaki oksijen ile yer değiştirerek kanın vücuda oksijen taşımasını önler ve böylece vücudun zehirlenmesine sebep olur.
Doğalgaz karbonmonoksit içermediğinden zehirleyici değildir. Hatta, tüpgaz hortumuna ağzını dayayıp “belici” gibi içenlere rastlanmıştır. Ancak havadan daha hafif bir gaz olduğundan kapalı alanlarda sızma halinde yukarılarda toplanır. Çok miktarda bulunduğu zaman ortamda oksijen azalacağından boğulmaya sebep olabilir. Bu nedenle doğalgaz kullanılan ortamların mutlaka havalandırılması gerekir.
3-Bu vesile ile 2014 yılı içerisinde ve daha önceleri ebediyete intikal eden sevgili hemşerilerimize Tanrıdan rahmet, kalan yakınlarına baş sağlığı dilerim. Hepsinin acılarını paylaşırken, vefat eden hemşerilerimizin cenazelerine katılamadığım için üzgünüm. Hepsinin ruhları şad olsun.
Bu vesile ile bütün hemşerilerimize sağlık ve esenlikli, bol kazançlı yıllar, yuvalarında mutluluklar dilerim. Cevat Kulaksız Emekli Öğretmen ANKARA -
Cevat Kulaksız3 Şubat 2015 10:52Sevgili Tezcan Atay Bey, çok teşekkür ederim, sana da işinde, mesleğinde başarılar, sağlıklı yıllar dilerim. Haydar Kulaksız ve sen sınıfın en efendi, dikkatli, ağırbaşlı öğrencileri idiniz. İkinizi andıkça gurur duyuyorum Selamlarımla Cevat Kulaksız
-
Cevat Kulaksız5 Mart 2015 20:54IRAK’LI BİR TÜRKMEN
5 Mart 2015 günü öğle civarında Ostim –Kızılay metrosuna bindiğimde yanımda orta yaşlı bir adam oturuyordu. Yolculuk sürerken, Türkmence şivesi ile “gardaş ben Irakliyem, savaştan çocuklarımla kaçtım. Türk devletimiz meni vatandaşlığa kabul edecek. Emniyete gideceğim, nerde inmem gerekiyor” gibi bir söz söyledi.
Adının Şeref ve telefonunun 539 776 4192 olduğunu, Batıkent’de ev tuttuğunu söyleyen Irak’lı-Musul’lu Türkmen, 11 çocuğu olduğunu ve Musul’da buzdolabı tamircisi olduğundan burada bana kim iş verebilir, nerede çalışabilirim,” şeklinde söz söyleyince, onların son olaylarda ezilmişliği ve yurtlarından dışlanmış perişan hallerini anımsayınca çok üzüldüm, burnumun direği sızladı.
Hemen oturduğum koltuktan geriye dönerek, arkamdaki yolculara kısaca durumu açıkladıktan sonra, buzdolabı tamiri için nasıl bir iş bulabiliriz, katkınız ne olabilir” diye söyledim. Onlar da buzdolabı servisleri ile görüşmeyi söylediler.
Cevat Kulaksız -
Cevat Kulaksız8 Mart 2015 20:25ARKADAŞLAR DERNEK AİDATLARINI ÖDEYİN, LÜTFEN!
2014 mü 2013 mü yılının bir gününde, derneğimizin hesabının bulunduğu Vakıfbank Keçiören Şübesindeki TR 9440001500158007294459354 nolu hesaba yıllık aidatımı yatırmak istedim. Memur bir türlü derneğimizin hesap numarasını bulamadı. Tabi yatıramadım. Daha sonra bir iş için Keçiören’e gittiğimde, gelmişleyin bankaya uğrayıp derneğimizin hesabına aidatımı yatırayım, dedim. Bankanın yeri değişmiş; hesabın bulunduğu şübedeki memur da derneğin adını bulamadı. Parayı yatıramadım.
Zaman da geçtiği için, derneğe yakın hemşerimiz Berber Ziya Gulfel’e parayı vererek, dernek başkanına aidat olarak verdiğimi söyle diyerek ayrıldım.
Meğer, sonradan öğrendiğime göre, uzun bir süre dernek hesabında para hareketliliği olmadığı için hesap kapatılmış veya dondurulmuş” dediler.
Kendi kendime, Âdem Bey, derneğin parasını, eline ne gelirse, 50-100 yüz lira bunu cebinde taşıyacağına, bankaya yatır, hem hesapta para hareketliliği olur, hem de “derneğin parasını cebinde taşıyor” dedikodusundan kurtulmuş olursun, diye söylendim.
Hal böyleyken, 2015 Martının ilk günlerinde, yönetim kurulunda bulunan, Kültür Bakanlığı il müdürlüğünde çalışan hemşerimiz Urufi Soylamış’a uğramıştım; hem ziyaret eder, hem de aidatımı öderim, diye düşündüm.
Yukarıdaki durumu, hesaptaki hareketsizlik, bulunamama sıkıntısını ona da anlattım. Urufu Soylamış Bey, aynen, “abi hiç kimse aidatı yatırmıyor ki, bankada hesap olsun. Âdem Abi de kongre ve bazı masrafları cebinden ödemek zorunda kalıyor”, deyince ben dumura uğradım ve şaşırdım, yönetim için böyle düşündüğüme üzüldüm. Arkadaşlar, sayın üyelerimiz, sayın hemşerilerimiz lütfen biraz duyarlı olun ve aidatlarınızı ödeyin. Ayda bir kenara beş lira koyun ve bir gün gidip 25 liralık yıllık aidatınızı ödeyin lütfen. Evet dernekçilik bir gönül işi ama, biraz da para ve fedakarlık ister.
Unutmayalım, yönetim kurulundaki arkadaşlar, dernekten maaş almıyor, bir gelirleri, çıkarları yok. Emekli olanlar bir yana, çalışan ve işinden zaman bulan arkadaşlarımız, derneğimize hizmette bulunuyorlar. Bunların fedakârlıkla gayreti karşısında bir de aidat yatmazsa biraz can sıkıcı olur.
Lütfen yıllık aidatlarımızı aksatmadan ödeyelim. Unutmayalım ki, herkes ilgisiz kalır, aidatını bile ödemezse, dernek acze düşer, devlet dernekler kanununa göre, gelip binaya ve derneğe el koyar. Unutmayalım bütün Kaman’ın büyük köylerinin dernekleri var. Pek azının bizimki gibi bürosu-binası var. Lütfen unutmayalım, ihmal etmeyelim yıllık aidatlarımızı hemen ödeyelim. Hepinize selam ve saygılar sunarım Cevat Kulaksız -
Cevat Kulaksız10 Mart 2015 21:53Sayın Arkadaşlar, Kırşehir Milletvekili Abdullah Çalışkan’dan aşağıya aktardığım gibi aynen şöyle bir mesaj aldım:
“Fidan dikmek için 6 ay çalıştırmak üzere 500 kişi işe alacağız. Bunun için haftaya İŞKUR İl Müdürlüğüne başvurulabilir. DR. Abdullah Çalışkan Kırşehir Milletvekili”.
Yelek’te, Kırşehir, Kaman’da olup da çalışmak isteyen yakınlarınıza, hemşerilerimize haber verirseniz iyi olur sanırım. Mesajda belirtildiği gibi önümüzdeki hafta, Kırşehir İŞKUR İl Müdürlüğe başvurulması gerekiyor.
Selamlar Cevat Kulaksız -
Doğan Atay19 Mart 2015 21:50Sitede yer alan, “Ağanın oğlu” yazısının edebe ve toplumsal ahlak anlayışımıza aykırı bir tarzla yazılmış olması, argoyu dahi aşan kötü anlatımı sebebiyle sitede yer almaması gerektiğini düşünüyorum.
-
Adem Yağmur22 Mart 2015 01:57Sayın Cevat hocam böyle kulaktan duyma ve bir eğitimcinin; hemen kim ve ne olduğunu bilmediği bir kişiden dinlediği gayri ahlaki bir
yazıyı kaleme alıp sitemizde yayınlatmanıza çok üzüldüm.Yazınız sitemiz sayfasından kaldırılacaktır.Daha itinalı yazılarızı bekliyoruz. -
Cevat Kulaksız10 Mayıs 2015 20:39Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur.
M.K. Atatürk
Anneler günü nedeni ile tüm annelerin bu özel günlerini kutlarım. Ebediyete göçen tüm annelere; özellikle beni doğurduktan sonra vefat eden, kendini hatırlamamın mümkün olmadığı bebekken kaybettiğim anneme rahmet dilerim. Dinimizin hükmü gereği “Cennet anaların ayakları altındadır”, o nedenle lütfen sık sık annelerinizi arayın ve onu sevdiğinizi söyleyin.
Cevat Kulaksız -
Cevat Kulaksız4 Haziran 2015 20:38CEVİZE DAİR
HER “BRAVO”YA BİN DİRHEM
Anadolu’da cevizin ancak 10–15 yılda ceviz meyvesi verebileceğine dair, söylenegelmiş bir söz vardır. Yani ceviz, dikiminden uzun bir süreçte meyve vereceği söylenirdi. Ancak günümüzde, aşı, ilaç, gübre gibi iyi bakımla daha kısa zamanda meyve verdiği görülmekte. Cevizi kargaların diktiği söylenir. Eskilerde ceviz ticari anlamda satmak için değil de, ailenin kendine yetecek, eşi dostu ile bir yıl yiyecek kadar, bağın bahçenin bir kenarında kargaların getirdiği cevizle rastlantı sonucu bırakılıp büyümüşse onu yetiştirirlerdi. Cevizin Meyvesinin, kerestesinin değerini artık bilen çiftçiler, özel olarak fidanlar teminle tarla dolusu yetiştirmeye başladılar.
Cevizciliği ile tanınmaya başlayan Kaman’da, ceviz festivalleri yapılmaya başlandı. Öyle ki, başka illerden Kaman’a gelip tarla alarak ceviz yetiştirmeye başlayanlara rastlanılmakta.
4 Haziran 2015 günü, Ulus semtinde bir dükkâna bir iş için gittim. İşimizi hallederken bir konuşma ortamı doğdu. Sonradan Kayseri’li olduğunu öğrendiğim bu esnaf bana, “nerelisin” dedi. Ben de, Kaman’lıyım, deyince “ceviz diyarı ha” dedi ve devamla “bu sene cevizler iyi mi” diye sordu. Ben de, Kamanla hiç irtibatım yok, dikili bir ağacım bile yok, dedim.
Ayaküstü cevizin iyi bir meyve olduğunu, kerestesi, meyvesi her şeyi ile çok iyi bir meyve diye konuştuktan sonra, Kayseri’li esnaf şöyle dedi:
“Kayseri’de benim de ceviz fidanlığım var. Epey zaman önce 380 ceviz fidanı dikmiştim. Şimdi bu giden yıl 130 milyar liralık ceviz sattım” deyince hayran kaldım ve şaşırdım. Gerçekten son yıllarda ceviz ve ceviz içinde müthiş bir artış olmuştu.
İşim bitip ayrılırken, bana “hemşerim” diye hitap eden bu Kayserili iş bilir adama şu öyküyü anlattım.
Aşağıda, eski Türk hükümdarları ve eski Türk yurtlarının birinde geçen öyküde (esprili de olsa,) bir yaşlı kişinin dikmekte olduğu cevizden bile meyve (para) kazandığının minik öyküsünü alıyoruz. Cevizciliği ile tanınmaya başlamış Kaman ilçemizde, atalarımızdan kalan bu küçük öyküyü hoş bir seda için aşağıya alıyoruz).
Türk Devletlerinden Sasani’ler sülalesi hükümdarlarının âdeti şöyle idi. Her kim onların huzurunda güzel bir söz söyler veya hoşlarına giden bir hüner gösterirse, ağızlarından “bravo” sözü çıkardı. Padişahın ağzından “bravo” kelimesi çıkınca, hazinedara, o kimseye hemen derhal bin dirhem vermesini emrederdi, o da verirdi. Özellikle başta hükümdar Nûşirevan-ı Adil olmak üzere adalet, cömertlik ve himmette çok ileri idiler. Bu ödüller ve “bravo” övgüleriyle halkın sevgisini kazanıyorlar, hem de mahareti teşvik ediyorlardı.
Bir gün Hükümdar Nûşirevan-ı Adil has adamları ile atlanmış, ava gidiyordu. Bir köyün kenarından geçerken bir ihtiyarın ceviz dikmekte olduğunu gördü. Ceviz bir ağaç olup mahsul verinceye kadar uzun bir zaman, bazen 20–30 yıl lâzımdır. Nûşirevan üzüldü, “ey ihtiyar, ceviz mi dikiyorsun, meyvesini yemek için daha ne kadar yaşayacaksın”, diye sordu. İhtiyar da, “efendimiz diktiler yedik, yesinler diye dikiyoruz” cevabını verdi. Bu söz hükümdar Nûşirevan-ı Adil’in hoşuna gitti, ”Bravo” dedi. Derhal hazinedara “bu ihtiyara 1000 dirhem ver” diye emir verdi, hazinedar da 1000 dirhemi hemen ihtiyara verdi. İhtiyar memnun olarak ,”ey hükümdar, hiç kimse benden daha çabuk bu cevizin meyvesini yemedi” dedi. Nûşirevan-ı Adil bu söz karşısında şaşırdı, anlayamadı. “Nasıl” diye sordu. “Eğer ben ceviz dikmeseydim, büyük hükümdar burudan geçmeseydi, köle bendesinden bu suali sormasaydı, kölesi de bu cevabı vermeseydi, bu 1000 dirhemi nereden bulurdu?” dedi. Nûşirevan-ı Adil de çok memnun olarak ikinci defa, “bravo bravo” dedi. Hazinedara dönerek, “ona 2000 dirhem daha ver”, dedi. Hazinedar hemen 2000 dirhemi ihtiyara ödedi. İhtiyar adam da, hükümdar da mutlu oldular.
(Not: Samaniler adını, İ.S. 224–651 arasında İran topraklarında hüküm süren, Zerdüşt dininden olan bu devletin hanedan kurucusu l.Ardeşirin atalarında Sasan’dan alır).
Kaynak: Siyasetname. Nizamülmülk Sf: 167–169
Resim: Hükümdar Nuşirevan (yanda), Kaynak: ŞeyhnameCevat Kulaksız. Araştırmacı. ckulaksizster@gmail.com
-
ramazan atay20 Haziran 2015 10:323 yıldır ikinci şark görevim olan Bitlis ilinden Ankara iline tayinim çıktı.Mevlaya binlerce şükür.Biz doğru olduğumuz sürece eğri belasını bulur dedik.çok şükür bu günleri gösterdi.bu zaman zarfında köyümüzde vefat edip gelemediğim yakın akraba ve köy halkından ölenlere ALLAH tan rahmet dilerim.mekanları cennet olsun.
-
Cevat Kulaksız9 Temmuz 2015 09:46Sevgili kardeşimiz, meslektaşımız, köylümüz, sempatik, iyiliksever iyi insan, öğretmen Hacı Haydar Çelik’e Allahtan rahmet, yakınlarına, sevenlere baş sağlığı dilerim. Emekli Öğretmen Cevat Kulaksız
-
Cevat Kulaksız9 Temmuz 2015 19:29Rahmet dileğimle Hacı Haydar Çelik anısına
GELDİ GEÇTİ ÖMRÜM BENİM
Geldi geçti ömrüm benim şol yel esip geçmiş gibi
Hele bana şöyle geldi şol göz yumup açmış gibiİşbu söze Hak tanıktır bu can gövdeye konuktur
Bir gün ola çıka gide kafesten kuş uçmuş gibiMiskin âdem oğlanını benzetmişler ekinciye
Kimi biter kimi yiter yere tohum saçmış gibiBu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm
Yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibiBir hastaya vardın ise bir içim su verdin ise
Yarın anda karşı gele Hak şarabın içmiş gibiBir miskini gördün ise bir eskice virdün ise
Yarın anda sana gele Hak libâsın biçmiş gibi*Yunus Emre bu dünyada iki kişi kalur derler
Meğer Hızır İlyas ola abı hayat içmiş gibi
*Yarın anda karşı gele hulle donun biçmiş gibi
Yunus Emre -
MUSTAFA SATILMIŞ17 Temmuz 2015 05:25BEN MUSTAFA SATILMIŞ HOCA İSTANBUL BEYLİKDÜZÜ KURAN KURSU YÖNETİCİSİ OLARAK GÖREV YAPMAKTAYIM, KÖY HALKIMIN VE BENİ TANIYAN BÜTÜN HEMŞEHRİLERİMİN MÜBAREK RAMAZAN BAYRAMLARINI TEBRİK EDER NİCE BAYRAMLAR GEÇİRMELERİNİ YÜCE MEVLADAN DİLER SAYGILARIMI SUNARIM
Bir Yorum Yazın
KÖYLÜLERİMİZ
